30.Haziran,2008 19:38
Avrupa Şampiyonu İspanya
Viyana’da, görkemli şampiyonanın kazananı ve Avrupa’nın en büyüğü matadorlar oldu. Almanya-İspanya karşılaşmasında finale yakışır bir mücadele vardı. Oyunun temposu ilerleyen dakikalarda arttı. Daha öncesinde söylediğim favori olan İspanya karşısında, Almanya direnemedi. Futbol adına bütün güzellikleri ortaya koyan İspanya'ydı. Sağlam defans anlayışı, mücadeleci ve hızlı orta sahası ile kazanmak için oynadı. Fernando Torres'in daha ilk dakikalardaki mücadelesi büyüleyiciydi. Bir de direkten dönen kafa vuruşu vardı. Xabi ve İniesta defansın arasına çok iyi paslar attı. Zaten yavaş kalan Alman defansının karşısında Torres gibi bir oyuncu olunca gol kaçınılmaz oldu. Defansın arasına atılan ara topuna hareketlenen Torres önünde Lahm olmasına rağmen Lahm'ı geçip kaleci Lehmann topu almadan vurdu ve İspanyolların aradığı golü attı. Bundan sonraki dakikalarda daha çok pozisyon bulan taraf İspanya'ydı. Ender gelişen Almanya atakları da İspanya defansının arasında eriyordu ve İspanya kontra ataklarla etkili olmaya çalışıyordu. Almanya tehlike yarattığı duran toplarda bile sonuca ulaşamadı. Hücum oyuncularından Klose, Podolski ve Ballack vasatı geçemedi ve mağlubiyete davetiye çıkardılar.
Aslında Almanya düzenli çalışan bir makineyi andırıyor. İşleyişi bozulduğunda bir daha toparlanmaları çok güçleşiyor ve bu durum oyunun sonuna kadar etki ediyor. Bundan önceki maçlarında da bunu yaşadılar. Finaldeki ve bizim karşımızdaki oyunlarını görünce finalde bizim olmamız gerektiğini düşünmeden de edemiyorum ve gözümde Türkiye-İspanya finali canlanıyor. İspanya bütün maçlarını kazanarak geldi finale ve her maçta kendilerinden emin bir oyun sergilediler. Rakip yarı sahanın ortalarında çok iyi paslar veriyorlar ve çabuk paslarla kalenin önüne geliyorlar. Luis Aragones'in her zaman 60. dakikalarda yaptığı değişikler takımı dinç tutuyor ve pres gücünü arttırıyor. İspanya'nın son kurbanı Almanya oldu. Panzerler direnemedi ve İspanya hak ettiği şampiyonluğu aldı.
Devamı için tıklayınız...
28.Haziran,2008 09:52
Finalin Adı İspanya-Almanya
Yarı finalde milli takımımızı eleyen Almanya’nın ardından, Rusya'yı 3-0 gibi net bir skorla yenen İspanya finale yükseldi. Almanya yarı final mücadelesinde Türkiye’ye karşı sergilediği düşük performans ile finale aslında çokta kolay çıkmadı. Phillip Lahm 90. dakikada takımını finale götüren golü attı. Aragones’in öğrencileri ise grup maçlarında 4-1 yendikleri Rusya’yı yarı finalde de 3-0 yenince finalin favorisi oldu ama şampiyona finallerinde sürpriz sonuçlar çıkmıştır.
Almanya tam bir turnuva takımı özelliği gösteriyor. 6 kez final oynayıp bunların 3’ünü kazanma başarısı gösterdiler. İspanya ise kulüpler bazında gösterdiği başarıyı, milli takımlar düzeyinde gösteremediği için çoğu kez eleştirilmiştir. 2 kez final oynayıp bunlardan sadece birinde kupayı müzesine götüren İspanya 24 yıl aradan sonra Avrupa Şampiyonası’nda final oynayacak. Matadorlar panzerleri gözüne kestirmiş durumda. Genç dinamik ve hızlı hücum anlayışı ile göz dolduruyorlar. Liverpool’un yıldızı Fernando Torres ile ileri uçta çok iyi bir uyum yakalayan David Villa final maçında yer alamayacak. Rusya maçında sakatlanan David Villa’nın yokluğu İspanyolları etkileyecek gibi görünüyor. Almanya’da eksik ve sakat yok; Löw’ün Türkiye maçına çıkardığı kadro ile İspanya karşısına çıkmasını bekliyorum. Her ne kadar hakim görüş İspanya'nın kazanacağı yönünde de olsa Almanya kendi oyununu kabul ettirir ve topa hakim taraf olursa kazanır. İspanyollar da hızlı hücumlarla Alman defansını zorlayacaktır. Keyifli bir mücadele olmasını bekliyorum.
Devamı için tıklayınız...
26.Haziran,2008 12:40
İşte bize de böyle bir veda yakışırdı
Galibiyet sevinçlerimizle salladık Avrupa'yı.Gözümüze finali kestirmiştik ve gerçekten inanmıştık ama ne yazık ki Basel'de Almanya'ya 3-2 mağlup olduk. Avrupa Şampiyonası serüvenine veda ettik.
Sakatlar, cezalılar derken maç saati gelmişti. 11 aslanımız mücadeleye hazırdı. Millilerimiz genelde karşılaşmalara tutuk başlayan bir takımdı ama Almanya maçı çok farklıydı. Sahada Almanya yok gibiydi. İlk dakikalarda onların dirençlerini kırıp akın akın gittik Lehmann'ın koruduğu kaleye. Kazım'ın füzesi direkte patladı. Gelecek golün habercisiydi akınlarımız ve Uğur Boral'ın golüyle 1-0 öne geçtik. Güzel paslarla sağ kanattan geliştirdiğimiz atakta direkten dönen topu Uğur Boral tamamladı ve gol oldu. Almanya golün hemen ardından Podolski ile yakaladığı bir kontra atakta Schweinsteiger ile golü buldu. İlk yarı 1-1 bitti.
İkinci yarı daha tempolu bir oyun vardı. Almanya kalesine genellikle Kazım'ın olduğu kanattan gelmeye çalıştık. Kazım'ı durdurmakta zorlanan Almanya milli takımının sol bek oyuncusu Philipp Lahm çoğu kez faul yapsa da maçın hakemi Massimo Busacca buna kayıtsız kaldı. Verdiği kararlar adeta bizi çılgına çevirdi. İtirazlara taviz vermeyen, otoriter oyun yönetimiyle bilinen Busacca hırçın Alman oyunculara kart göstermeye dahi çekindi. Sahada top oynayamayan Alman takımı, hakemin de tavırlarıyla oyunu psikolojik olarak kilitlemeye çalıştı. O dakikalarda Klose'nin kafa golü ile 2-1 yenik duruma düştük. İnanamıyordum, Rüştü kalesinde olması gereken pozisyonda topa çıkınca Klose'nin dokunuşuyla top ağlarımıza gitti. Dakika 80 olmuştu ama biz çılgın Türkler için maç daha bitmemişti. Yine kovaladık, golü aradık. Atacağımızdan o kadar emindim ki ve beklediğim oldu. Lahm'ı müthiş bir çalımla geçen Sabri ön direğe ortaladı ve Semih'in ince dokunuşu ile beraberliği yakaladık. Gerçekten müthiş bir duyguydu. Son dakika gollerine şans diyenlere inat, rakip kim olursa olsun atarız diyordu millilerimiz ve bunun azmin gücü olduğunu gösteriyordu. Bu golle coşarken yine kendi hatamızdan kalemizde golü gördük. Bu gol hesapta yoktu. Hepimizi üzüntüye boğdu. Herkese göre 2008 Avrupa Şampiyonasına damgasını vuran Türkiye'ydi ve çoktan gönüllerin şampiyonu olmuştu. Hepsine teşekkür ediyoruz ve Almanya karşısındaki güzel mücadelemizle veda ediyoruz. İşte bize de böyle bir veda yakışırdı.
Devamı için tıklayınız...
24.Haziran,2008 09:26
Almanya – Türkiye
Tarihimizde ilk kez Avrupa Şampiyonası’nda yarı final oynayacağız. Bunun coşkusunu yaşarken aklımda sakatlar ve cezalılar var. Fatih Terim maç kadrosunu oluşturmakta bile çok zorlanıyor. Biz cezalı ve sakat oyuncuların yokluğunda yeniden var olma savaşı verirken, rakip eksiksiz ve disiplinli oyunlarıyla bir ekol olmuş Almanya olunca maç için kaygılanmamak elde değil; ama umutsuz değilim kazanacağımıza inanıyorum.
Özellikle turnuva başından beri stoper sorunları yaşadık. Almanya maçı öncesinde de Emre Aşık cezalı, Servet ve Emre Güngör de sakat olunca Fatih Terim sol bek oynayan Hakan Balta’ya Almanya maçında Gökhan Zan’ın yanında stoper mevkiinde görev verecek gibi görünüyor. Defansta bunlar olurken en büyük hücum silahlarımızdan Nihat Kahveci sakat, Tuncay ve Arda ise cezalı olunca takımımız mecburen büyük eksiklerle çıkacak. Muhtemelen, Mehmet Topal ve Mehmet Aurelio da ön libero olarak sahaya çıkacaklar ve Almanya akınlarını engelleyecekler. Buraya kadar müthiş mücadelemizle ilerledik, sahada yıkılmadık. Talihsizlikler olsa da ay yıldızlı takımımız Almanya karşısına kazanmak için çıkacaktır. Ne kadar sakat ve cezalı olursa olsun sahaya çıkacak 11 aslan yürek varsa maçı kazanmak için varız demektir. Başarmak için inanmak ve istemek gerekir. Millilerimize inanıyoruz ve kazanmayı tarihi başarılarla dolu olan Almanya’dan daha çok istiyoruz. Basel’de İsviçre’yi devirdiğimiz stadyumda daha çok koşan biz olacağız ve inanıyorum ki kazanacağız. Hadi aslanlar bir şölen daha yaşatın bizlere ...
Devamı için tıklayınız...